Ne Varım Ne Yok

Ne Varım Ne Yok... Bir incelik süzülür içimin yollarında,Çiçeklerin ölümünde yankılanır hasretim.Karışırım… Titrer kulaklarımda haykıran yalnızlığım,Aklımı, kibrit çöpü kokulara yandırır.Bırakırım;Beklenen müjdelerin düşünü… Bir geçmiş demdemesi çınılar sokağımda...Yürüsem vakitsizim,Beklesem yüreksizim.Ağlasam gözlerimin kalbi de ıslanacak,Unutsam da aklımda ebediyen kalacak.Kararsızım… Oysa ne bir bekleyiş ne dilemma içimde…Yalnız bir an rüyası,Yalnız bir dert devası…Avuçlarımda büyür satır satır dualar,Birbirine sevdalı,Birbirinden …

(METAFORİK BİR ÖYKÜ)

Hazırladım bavulu. Hızlı ve acele adımlarla çıktım. Nefret fazla yer kapladı bavulda, biraz da sevgi koyayım dedim sığdıramadım. Öfke de bir ağır!.. Sanki bavul değil de taş taşıyorum. Yürüdükçe daha da ağırlaştı tabii. Gitgide kollarım ağrımaya başladı. Omzum çıktı çıkacak! Neyse vardım istasyona...

BABALARIN ÖLMESİ…

BABALARIN ÖLMESİ... Uzun bir asma köprü, derince bir kuyudur.Gitmesi bir defalık, hüznü hayat boyudur.Ağlamak daha zorba, özlem daha bir derin,Yüzü hep hasrettendir babası ölenlerin.Artık güneş siliktir, tüm ışıklar buğulu…Yalnız; görecek kadar aydınlatırlar yolu…Neden; hep oturduğu köşesinde görünmez?Ve nasıl bir kez daha; ‘baba nasılsın’ denmez?Bunlar; yakın ve kolay gelirdi varlığında,Baba! diyebilmenin o pervasız çağında…Ne kadar söylediysem dindirmez …

%d blogcu bunu beğendi: